Hürriyet

>

31 Aralık 2015 Perşembe

Çamaşır Yıkamanın Keyifli Hali

Ev işleri arasında her hanımın farklı favorileri vardır. Mesela kimi ütü yapmayı sever , bazıları ise yemek yapmayı. Sevdiğiniz işlerin size verdiği keyif ise bambaşkadır ve terapik etkileri vardır. Başka dünyalara gider, hayaller kurar, güzel anları hatırlar, planlar yaparsınız.
Size harika bir haberimiz var. Artık bu keyfi size yaşatan favorileriniz arasına çamaşırı da ekleyebilirsiniz :) Çünkü Rinso bunu mümkün kılıyor.
Rengarenk paketleri ile raflarda dururken bile enerjisini yansıtan Rinso, çamaşır yıkamayı kolay ve eğlenceli bir hale getiriyor. Rinso’nun Kır Bahcesi (Yeşil), Çiçek Bahcesi (Pembe) ve Büyülü Bahçe (Mor) şişeli sıvı deterjanları hem beyaz hem de renklileriniz için tortu bırakmayan bir temizlik vaad ediyor.
Rinso’nun gerçek eğlencesi, yıkama sonrası çamaşır makineninizi açtığınız anda başlıyor. Öyle ki kapağı açtığınız anda tertemiz çamaşırlarınıza eşlik eden muhteşem çiçek kokuları tüm banyoya yayıyor. İşte o an, hissettiğiniz duygular tarif edilmez. Sanki bir anda sevdiğiniz bir melodi çalmaya başlıyor ve o koku sizi alıp bambaşka bir yerlere götürüyor.
Bu kokular o kadar kalıcı ki tertemiz çamaşırlarınızı asarken, kuruturken, ütülerken ve tabii ki giyerken makineyi açtığınız o andaki duygular size kendini hatırlatmaya devam ediyor. Rinso kalıcı bahar kokuları ile çamaşır yıkamayı keyfe dönüştürüyor.
Mutluluk ve keyif zaten anlık değil midir? Mühim olan o anlara hayatınızda yer açmak. İşte Rinso bunu mümkün kılıyor.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

21 Aralık 2015 Pazartesi

Yeni Yıl İçin Alınabilecek En Güzel Hediye

Şimdi yazının başlığına bakıp hemen uçak, araba, sonsuz para diyeceğimi düşünüyorsunuz biliyorum ama bu sefer başka bir hediyeden bahsedeceğim. Yılbaşı yaklaşırken evde aile üyeleri tarafından gizli gizli işler çevrilmeye başlar. Herkes kendi hediyesini en güvenli yere saklamaya çalışır aynı zamanda diğerlerinin hediyelerini bulmaya çalışır. Bu yıl evde yılbaşı için hediyemi biraz erken buldum. Gardırobun en arkasında hışırdayan bir torba içerisinde hediye saklanırsa olmaz.
Neyse ben şu hediye kısmına geçeyim. Daha gelmeyen yılbaşının hediyesi: Oral-B şarjlı diş fırçası. Denemeye çekiniyordum ama hediye gelince keşke daha önce alsaymışım dedim kendi kendime.
Oral-B, profesyonel diş temizleme aletlerinden esinlenerek tasarlamış bu şarjlı diş fırçaları ile mükemmel bir temizlik deneyimi sunuyor. Diş plaklarını temizlemekte manuel fırçalardan çok daha etkili bir sonuç veriyor, ilk kullanımdan sonra bile daha önce sanki hiç bu kadar iyi dişlerimi fırçalamamışım gibi hissettim. Üç boyutlu oynar başlık sayesindeyse normal bir fırçanın yapamayacağı kadar hareket edip, normalde ihmal ettiğimiz ulaşamadığımız yerlere bile ulaşıyor. Fırça başlıkları dişleri tamamen sararak birçok noktaya temas ediyor ve muhteşem sonuçlar almamı sağlıyor.
Ağız bakımına çok önem veren birisi olarak bu benim için en iyi yılbaşı hediyesi oldu. Siz de yeni yılda sevdiklerinize Oral-B şarjlı diş fırçası hediye ederek onları mutlu edebilirsiniz.
Ürünleri incelemek ve yılbaşı indiriminden yararlanmak için tıklayınızBu arada, Burcu Esmersoy'lu videosunu da paylaşmadan duramadım :)


Bir boomads advertorial içeriğidir.

12 Aralık 2015 Cumartesi

“Pantene Altın Kelebek Ödülleri”nde Güzeller Geçidi

Yılın merakla beklenen ödülleri ‘Pantene Altın Kelebek’in kırmızı halıdaki yıldızlar geçidinde, ünlü yıldızlar saçlarıyla, şıklıklarıyla ve güzellikleriyle dikkat çekti.
29 Kasım Pazar akşamı Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde televizyon ve müzik dünyasının en iyilerinin ödüllendirildiği “Pantene Altın Kelebek Ödülleri”nde; birbirinden ünlü isimler ödül töreni öncesinde kırmızı halıda saçlarıyla, güzellikleriyle ve şıklıklarıyla göz kamaştırdı.
Bergüzar Korel ışıltısıyla ve saçlarıyla büyüledi…
Geceye krem rengi şık ve zarif bir tuvaletle katılan Pantene Marka Elçisi Bergüzar Korel, güçlü ve sağlıklı görünen güzel saçlarıyla ışıltısını kırmızı halıya da yansıttı. Bergüzar Korel’in bu özel gece için saçlarını hazırlayan P&G Beauty Saç Stilisti Önder Tiryaki; “Böylesine özel ve görkemli bir gecede Pantene’in Marka Elçisi Bergüzar’ın kıyafet seçimi kadar saçlarının nasıl görüneceği de oldukça önemliydi. Bergüzar’ın saçları oldukça gür ve sağlıklı… Tabii söz konusu böylesine güzel ve sağlıklı görünen Pantene saçı olunca, saçlara şekil vermek de benim için çok keyifliydi. Bergüzar’ın kıyafet seçimine göre saç şekline birlikte karar verdik ve ortaya harika bir sonuç çıktı. Kendisi gibi saçları da ışıldıyor” dedi.
Yıldızları Parladı…
Bu yıl ilk defa belirlenen “Pantene Yıldızı Parlayanlar” kategorisinde; Hande Erçel, Bensu Soral ve Nilay Deniz de güzel ve sağlıklı görünen saçlarıyla ve tarz tuvalet seçimleriyle geceye katıldı. Genç yıldızlar, oyunculuk anlamında böylesine değerli bir ödül almanın da kendileri için büyük bir motivasyon olduğunu söylediler. Hande Erçel ve Bensu Soral toplu kullanmayı tercih ettikleri güçlü saçları ve doğal makyajlarıyla göz kamaştırdı. Ödül gecesi için tercihi beyazdan yana olan Nilay Deniz ise açık bıraktığı güzel ve sağlıklı görünen saçlarıyla dikkat çekti.
Ayrıca Pantene Altın Kelebek özel jürisi tarafından güçlü ve sağlıklı görünen saçlarına göre seçilen 15 şanslı okur, geceye yıldızlar kadar özel hazırlanma ve sevdiği sanatçılara sahnede ödül verme şansını yakaladı. 15 şanslı genç kızı ödül gecesine hazırlayan P&G Beauty Saç Stilisti Önder Tiryaki, “Böyle bir geceye hazır olmak için öncelikle sağlıklı görünen, güçlü ve parlak saçlara sahip olmanız gerekiyor” dedi. Ünlü saç stilisti, her şampuandan sonra Pantene saç bakım kreminin kullanılmasının önemini vurguladı: “Daha sağlıklı görünen, daha parlak ve daha güçlü* saçlar için, şampuandan fazlasına ihtiyacınız var! Bunun için önerim, dünyanın 1 numaralı saç bakım kremi** olan Pantene Pro-V Saç Bakım Kremleri. Etkili Pantene Pro-V formülüne sahip olan ve her saç tipine uygun varyantları bulunan Pantene Saç Bakım Kremleri, her şampuandan sonra kullanıldığında saçların sağlıklı görünen en güzel halini ortaya çıkarmaya yardımcı oluyor.” Tiryaki, Pantene şampuan ve saç bakım kremiyle birlikte, Pantene Saç Bakım Yağ’larının düzenli kullanımını tavsiye ediyor: “Harika bir ürün! Ben uzun zamandır bu işi yapıyorum, böyle bir ürünle ilk defa karşılaştım. Çevremde önerdiğim herkes de bayılıyor. Çünkü normalde kadınlar çoğunlukla saçlarını ağırlaştırdığından şikayet ederek yağları kullanmayı reddediyor; fakat Pantene Saç Bakım Yağları ile böyle bir sorunla karşılaşmak söz konusu bile değil. Ürün saçlarınızın bakımını yapıp saçı şekillendirmeden kaynaklanan yıpranmaya karşı korurken, yağlı bir his bırakmıyor.”
15 şanslı genç kızın kırmızı halıdaki saç stillerini belirleyen Önder Tiryaki “Genç kızlar kırmızı halıda kesinlikle doğal ve abartıdan uzak olmalı, kendilerine yakışanı yapmalılar. Kırmızı halıya en çok yakışan görünüm herkesin yaptığı değil, senin en güzel halindir” dedi.
 *Şekillendirmeden kaynaklanan yıpranmalara karşı güç, şampuan+saç bakım kremi kullanımında
**P&G Hesaplaması, Ağustos’14-Temmuz’15 Nielsen satış bilgisine göre 


Bir boomads advertorial içeriğidir.

11 Aralık 2015 Cuma

Bomonti’de yepyeni bir yaşama çok az kaldı… Bu çok özel yatırım fırsatını kaçırmayın!

155 apart daireli The House Residence ve 51 odalı The House Hotel, 2016 yaz döneminde Bomonti’de kapılarını açmaya hazırlanıyor. 
Yenigün İnşaat yatırımı, The House Collection markası ve FYP’nin dizayn, marka ve konsept planlaması ile Bomonti’de hayat bulan The House Residence’da ince işler hızlı bir şekilde devam ediyor. Özel dizayn tasarımları ile hazırlanan örnek daireler, bugünden The House Residence tasarım anlayışını ve Bomonti’deki yaşamı keşfetmeniz için sizi bekliyor…
Modern yaşam, sanat ve dizayn ile zenginleşen The House Residence’ta yaşam stüdyo, 1+1 ve 2+1 dairelerde çok özel ödeme planları ile yatırım fiyatı 230 Bin Dolar’dan başlayan fiyatlarla sunuluyor. Dairelerin yatırım planlama ve uzun/kısa dönem kiralama hizmetlerini ise daha ilk günden FYP sizin için yapıyor… 
Dinamik, sosyalleşmeye açık ve konforlu bir yaşamın kodlarıyla şekillenen The House Residence Bomonti’de, 1+0’dan 2+1 ve penthouse’lara kadar 44 m2 ile 199 m2 arasında değişen, özel tasarıma sahip 155 adet apart daire seçenekleri sunuluyor. Yaşama renk katan detaylar ise projenin lounge, dining room, spor kulübü, club ofisi, kafeleri, peyzaj alanları ve teras gibi alanlarında odaklanmış durumda. Yaşamı ortak alanlara taşıyan The House Residence, servis zenginliğini ve kalitesini aynı binada bulunan 51 odalı The House Hotel’den alacak.
The House Residence’da dairenin yatırım planlaması daha ilk günden senin adına yapılıyor, detaylar seni yormuyor. Bütün dairelerin kısa, uzun dönem kiralama hizmetleri The House Residence yönetimi ve FYP tarafından, uluslararası zincirlerin işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. The House Residence, her detayı özenle planlamaya dayanan modern tasarım anlayışını evinize de taşıyor. Dilerseniz tüm yaşam alanlarınızı sizin seçimlerinizle güzelleştiriyor. Taşınmaya hazır, zevkle döşenmiş, titizlikle hazırlanmış bir otele gelir gibi bavulunuzu alın, gelin ve yaşamaya başlayın.
Bomonti’ye tasarım dokununca
Piramit Mimarlık Turgut Toydemir tarafından projelendirilen The House Residence’ın yaşam konsepti ve iç mimari planlaması FYP Proje Geliştirme’den Tony Phillipson’ın İngiliz Conran  + Partners ile gerçekleştirdiği özel işbirliğiyle hayat buldu. Peyzaj ve cevre düzenlemesinde ise Hyland Edgar Driver imzası var. Geleneksel ve modern endüstriyel alanların yansımaları, modern mimari ve yaşam tarzı kodlarını harmanlayan tasarım New York Soho, Londra Covent Garden ve Paris L’es Halles gibi örneklerle de organik bağa sahip. Ortaya çıkan sonuç ise, ana yaklaşım olarak modern mimari, life style konsept ile geleneksel ve modern endüstriyel tasarımı birleştiren yepyeni bir konsept.
7/24 hayat, hizmet, mutluluk
The House Residence Bomonti, The House Hotel, The Residence Lounge, The Dining Room, The Cafe, The Club Fitness, The Club Office, The Garden Terrace ve The Services gibi mekan ve hizmetleri aynı binada, aynı çatı altında bir araya getiriyor. The House Residence’da kişiye özel servisler, Bomonti’nin ilk dizayn oteli The House Hotel işletmesi ile sunuluyor. The Services olarak tanımlanan sınırsız hizmetler ile, iki farklı noktada 2 farklı resepsiyon ve özel asistan, housekeeeping, vale, teknik servis, güvenlik ve ev sahibi kullanımına hazır laundry alanı, apart daire sahiplerine ev ortamında da otel konforu sunmayı hedefliyor.
Evler sakin, ortak alanlar yaşamla dolu
Konut, hotel, sosyal yaşam alanları, spor kulübü ve service ofis alanı ile bir yaşam merkezi olarak hayata geçen The House Residence, eğlence, yaşam, iş ve spor keyfini birlikte sunuyor. 2016 yazında tüm sosyal alanları ile hayata geçecek olan The House Residence sakinleri The Dining Room’da dilerlerse hazırladıkları yemeklerle dilerlerse özel asistanın yardımıyla davetlerini verebilecekler. Sabah 7:00 – gece 24:00 saatleri arasında kişiye özel hizmet veren The Residence Lounge, size özel bir mekan olarak tasarlandı. The Club Fitness sağlıklı bir yaşam sunarken, giriş terasında yer alan The Cafe’ler de ise Nişantaşı, Galata ve Karaköy’ün gözde mekanlarını sizlerle buluşturacak.
Daha ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

12 Kasım 2015 Perşembe

Şarj edilebilir diş fırçalarına dair doğru bilinen yanlışlar

Manuel diş fırçası şarj edilebilir diş fırçası kadar iyi temizler!
Yanlış.  İlk kullanımdan itibaren şarj edilebilir diş fırçaları manuel fırçalara oranla  2 kat daha fazla plak temizler. Bu özellik dişlerinizin yalnızca dış görünümü için değil, sağlığı için de oldukça önemli. Plak, dişin dış kısmını kaplayan bakteri tabakasıdır. Bakteriler yediğimiz yiyeceklerdeki şekerle beslendikleri için, zamanla asit oluştururlar. Bu nedenle bakterilerin diş yüzeyine yerleşmesi, diş ve diş eti hastalıklarının en önemli sebeplerinden biridir.
Oral-B’nin elektronik fırçalarının tamamında fırça başlıkları yuvarlak olarak tasarlanmıştır. Bu yenilikçi tasarım sayesinde her dönüşte farklı bir açıyla dişin tüm yüzeyinin temizlenmesine olanak sağlar. Küçük boyutuyla her bir dişin yüzeyine ve diş aralarına rahatlıkla ulaşabilir.
Şarj edilebilir fırçalar yalnızca ağız ve diş sağlığı konusunda problem yaşayan kişilere tavsiye edilmektedir!
Yanlış. Oral-B’nin yaptığı bir anket çalışmasında, katılımcıların %39’unun ancak dişleriyle ilgili herhangi bir problem yaşadıktan sonra şarj edilebilir diş fırçası kullanmaya başlayacaklarını belirttikleri görüldü.
Ağız sağlığında tedaviden çok koruma yöntemi izlenmesi tavsiye edilmektedir. Çünkü dışarıdan yapılan herhangi bir müdahale, ne kadar iyi olursa olsun kendi dişinizin sağladığı rahatlığı ve fonksiyonelliği sağlamaz. Dişleri korumanın en önemli yolu, ağız ve diş problemlerinin bir numaralı sorumlusu olan plak tabakasını ortadan kaldırmaktır. Şarj edilebilir diş fırçaları, plak temizliği konusunda manuel diş fırçalarından %100’e kadar daha fazla etkilidir. Plak, yapışkan bir madde olduğu için diş fırçanızdan da ayrılması zordur. Bu nedenle diş hekimleri ortalama 3 ayda bir diş fırçanızı yenilemeniz gerektiğini söylüyor.
Şarj edilebilir diş fırçası da kullanıyor olsanız, 3 ayda bir fırça başlığı  değişimini gerçekleştirmek durumundasınız. Oral-B, elektronik diş fırçanızı kolayca yenilemeniz için değiştirilebilir başlıklarla size sunuyor.
Nasıl bir diş fırçası kullanıyor olursanız olun, diş fırçalama süreniz aynı olduğu için aynı etkiyi yakalayabilirsiniz!
Yanlış.  Diş hekimleri, dişlerinizi günde en az iki kez, 2 dakika fırçalamanızı öneriyor. Ancak yapılan araştırmalar ve klinik deneyler, dişlerinizi 2 dakika şarj edilebilir diş fırçalarıyla fırçalamanızın çok daha etkili sonuçlar almanızı sağladığını gösteriyor.
Şarj edilebilir diş fırçaları diş yüzeyine zarar verir!
Yanlış.  Yukarıda bahettiğimiz anketin bir başka ilginç sonucu da, anket katılımcılarının %5’inin şarj edilebilir diş fırçasının diş yüzeyine zarar verdiğini düşünmesi. Oral-B’nin şarj edilebilir diş fırçaları, basınç göstergesi sayesinde diş fırçasını dişinize çok fazla bastırdığınızda çalışmasını durduruyor.
Tüm şarj edilebilir fırçalar aynı özelliktedir!
Yanlış.  Herkesin diş yapısı birbirinden farklı. Bu nedenle Oral-B kullanıcılarına birbirinden çok farklı özelliklere sahip farklı şar edilebilir diş fırçaları sunuyor. Hassas dişetleri için, farklı büyüklükteki diş aralıkları için ya da sararmış dişleri beyazlatmak için birbirinden farklı bir çok diş fırçası modeli bulunuyor.
Detaylı bilgi almak için videoyu izleyebilirsiniz. Ürün alternatiflerini görmek için tıklayınız.

KAYNAK: www.uplifers.com

Bir boomads advertorial içeriğidir.

27 Ekim 2015 Salı

ÜÇ GAME OF THRONES KARAKTERİ - ÜÇ BÜYÜK ROMAN KAHRAMANI

Hepimizi ekrana kilitleyen, kurgusuyla, karakterleriyle, çatışma ve diyaloglarıyla aklımızı başımızdan alan, belki de son yılların en sağlam dizisi Game Of Thrones'un ünlü romanlara saygı duruşu niteliğinde kahramanlar yarattığını hiç fark ettiniz mi? Gelin bakalım hangi kahramanlara gönderme yapılmış.


1. John Snow ve Samwell Tarly  arasındaki ilişki: William Golding'in ünlü romanı Sineklerin Tanrısı'nın unutulmaz ikilisi Ralph ve Domuzcuk. Ralph doğrudur, adildir, vahşet ve yanlışın karşısındadır, medeniyetin temsilidir. Domuzcuk şişmandır ama bir o kadar da bilgedir. Saftır ama okumuştur. Ralph'in sağ duyusudur, onun aklı, gerektiğinde verdiği doğru karardır. Diğerleri tarafından hep aşağılanmasına rağmen nefret gütmez, Ralph'in en yakın arkadaşıdır.

2. Lady Brienne ve yaveri Podrick: Size de Don Kişot ve Sancho Panza'yı hatırlatmıyor mu? Lady Brienne  şövalye değildir, tıpkı Don Kişot gibi, ama şövalyelerin tüm değerlerine sahiptir ve neredeyse gerçek bir şövalyeden daha bağlıdır yeminlerine. Şeref ve onur için yel değirmenlerine karşı savaşır, taraf tutmaz ve kendince doğru olanı yapar. Podrick ise ayağı daha yere basan, sıkça ladysini uyaran seyistir. Dövüşemez, çok akıllı değildir ama kesinlikle şövalyesinden daha fazla dünyanın gerçeklerinin farkındadır.



3. Qyburn ve Dağ: Frankeştayn öyküsüne benzerliği su götürmez. Dağ ölümden döndürülmüştür, ya da diriltilmiştir. Ama artık eskisi gibi değildir.

Son olarak The Wall ile ilgili yazacaklarım. Bir duvar iki dünyayı ayırır. Yabaniler ve ilk insanlar. Bu metafor Ursula Le Guin'in ünlü Mülksüzler adlı romanına bir gönderme olabilir mi? Ünlü roman şu cümlelerle açılır;

"Bir duvar vardı. Önemli görünmüyordu. Kesilmemiş taşlardan örülmüş, kabaca sıvanmıştı; erişkin biri üzerinden uzanıp bakabilir, bir çocuk bile üzerine tırmanabilirdi. Yolla kesiştiği yerde bir kapısı yoktu; orada yerin geometrisine indirgeniyordu: bir çizgiye, bir sınır düşüncesine. Ama düşünce gerçekti. Önemliydi. Yedi kuşak boyunca dünyada o duvardan daha önemli bir şey olmamıştı. Bütün duvarlar gibi iki anlamlıydı, iki yüzlüydü. Neyin içerde, neyin dışarda olduğu, duvarın hangi yanından baktığınıza bağlıydı."
MÜLKSÜZLER (Dispossessed) - Ursula K. LE GUIN

John Snow kendisine yabani hayranı olduğunu söyleyen kişiye dönerek aynı bu cümleleri söyler; kim olduğun duvarın ne tarafında doğduğuna bağlı, tek farkımız bu!
 İyi seyirler, nitelikli okumalar!

Gelecek Turizmde ile sürdürülebilir turizmin geleceğini yazacak üç yeni proje belli oldu!

Seyahat ederken hepimiz gittiğimiz yörenin doğasını, kültürünü hissetmek, el emeklerinden satın almak, yerel lezzetlerini tatmak isteriz.
Eko turizm, kırsal turizm, kültür turizmi, gastronomi turizmi gibi farklı sürdürülebilir turizm çeşitleri ile hem biz farklı deneyimler yaşarız hem de yerel halkın ekonomisine katkıda bulunmuş oluruz.
İşte bu sebeple Anadolu Efes, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı 8 sene önce bir araya gelerek "Gelecek Turizmde" dedi ve sürdürülebilir turizm için çalışmaya başladı.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde 5 yıl boyunca başarılı modeller yaratan Gelecek Turizmde projesi kapsamında 2013 yılından bu yana 6 farklı sürdürülebilir turizm fikri desteklendi. Bursa'nın Misi Köyü'nde Misili kadınlar yerel lezzetleri ve geleneksel el sanatlarını turistlere sunmaya başladı. Safranbolu esnafıyla Karabük Üniversitesi el ele verdi, Safranbolu’ya özgü hediyelik eşyalar yaratmak için kolları sıvadı. Mardinli kadınlar tamamen kendi emekleriyle eski bir Mardin evini misafirperverliğin kitabını yazan bir pansiyona çevirdi. Şanlıurfa’da Göbeklitepe halkı, yok olmaya yüz tutmuş taş işçiliği sanatını yeniden canlandırmak için harekete geçti. Seferihisarlı kadınlar yerel lezzetlerini turistik bir deneyime çevirdi. Malatya Battalgazililer ise Arslantepe Höyüğü’nü tanıtmak için çalışmalarını hızlandırdı.
%100 Misia Projesi – İpekevi dokuma atölyesi – Misi Köyü / Bursa
Safranbolu Hatırası Projesi – Hediyelik eşyalar
Seferihisar’ın Geleneksel Mutfağı Projesi – Yöresel ürünler - Seferhisar/İzmir
Mardin’de Kadın Liderliğinde Sürdürülebilir Turizm Girişimlerinin Yaratılması Projesi – İpekyolu Misafir Evi 
Yeni dönemde ise bu altı projeye üç yeni proje daha katıldı. Adana Saimbeyli’de kelebek gözlemi projesiyle, Isparta Keçiborlu’da lavanta ile kırsal turizme sağlanan katkıyla, Balıkesir Edremit’te ise yöreye özgü yemekler ile gelişen gastronomi turizmiyle Gelecek Turizmde yolculuğu devam ediyor.

 
Bir boomads advertorial içeriğidir.

4 Eylül 2015 Cuma

PANTENE ALTIN KELEBEK ÖDÜLLERİ’NE GERİ SAYIM HEYECANI BAŞLADI!

Televizyon ve müzik dünyasının en iyilerinin ödüllendirildiği Altın Kelebek Ödülleri, bu kez Pantene sponsorluğunda organize ediliyor. 42.’si düzenlenecek olan Pantene Altın Kelebek Ödülleri, bu yıl da sanat camiasının önemli isimlerini bir araya getirecek. Kırmızı Halı’dan sahneye kadarki süreçte sürprizlerin yaşanacağı, yıldızlar geçidine dönüşecek olan tören, birçok yeniliğe ve ilklere de ev sahipliği yapacak.
Yıldızı Parlayanlar onlar oldu
Pantene Altın Kelebek Ödülleri’nde bu yıl yeni bir kategori daha var: “Pantene Yıldızı Parlayanlar”. Senelerdir saç bakımına getirdiği yeniliklerle Türkiye’de ve dünyada öne çıkan Pantene, bu özel gece için ise Türkiye’nin yıldızı parlayan genç isimlerine eşlik ediyor olacak. 42 yıllık Altın Kelebek tarihinde bu yıl ilk kez verilecek “Pantene Yıldızı Parlayanlar” ödülünün sahipleri Hande Erçel, Bensu Soral ve Nilay Deniz oldu.
Gecenin yıldızı sen ol, Pantene saçının farkını kırmızı halıda da göster! 
42. Pantene Altın Kelebek Ödülleri’nde televizyon ve müzik dünyasının en iyileri senin vereceğin oylarla parlayacak! www.pantenealtinkelebekodulleri.com’a gir ve sen de en sevdiğin sanatçılara oyunu ver. Ayrıca “benim de saçlarım güçlü ve sağlıklı görünüyor” diyorsan, “Gecenin Yıldızı Ol” kısmına başvur. Kişisel bilgilerini gir ve fotoğrafını yükle. Pantene Altın Kelebek Özel Jürisi’nin seçimleriyle bu büyülü gecede benzersiz deneyimler yaşayacak 15 şanslı kişiden biri de sen ol! Üstelik kendini bir yıldız gibi hissedeceğin gecede, sahne arkasında yıldızların heyecanına tanık olma ve en sevdiğin sanatçıya sahnede ödülünü verme şansı yakala. Pantene saçının farkını kırmızı halıda da göster!
Bu heyecanı kaçırma!
Vuslat Doğan Sabancı, Hürriyet, Kanal D ve Pantene’in ev sahipliği yapacağı Pantene Altın Kelebek Ödül Töreni, 4 Ekim Pazar akşamı Kanal D’den canlı olarak yayınlanacak.
www.pantenealtinkelebekodulleri.com
#pantenealtınkelebek
Pantene Altın Kelebek Ödül Töreni’nin tanıtım filmi  ve kamera arkası görüntüleri için tıkla.

Bir boomads advertorial içeriğidir.


2 Temmuz 2015 Perşembe

DEĞERLİ EŞYALARINIZ ELİNİZİN ALTINDA, EL BAGAJINIZDA OLSUN!

Kredi kartınızı, pasaport, ehliyet ve araç ruhsatı gibi her an ihtiyacınız olabilecek belgelerinizi; nakit paranız, değerli takılarınızı; uçuş sırasında ya da uçuşunuzun hemen ardından ihtiyacınız olabilecek ilaçlarınızı; bilgisayarınız ve cep telefonunuzu; sözleşmeler, tapu, diploma gibi önemli evrak ve belgelerinizi el bagajınızda taşıyın, aklınızı onlarda bırakmayın.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Serin, hafif, lezzetli...Pakmaya Türk Tatlıları'nın tam mevsimi!

Pakmaya geleneksel lezzetlerin korunmasına özel önem veriyor: Türk Tatlıları serisiyle sundukları çeşitler gerçekten iyi düşünülmüş: Pakmaya Muhallebi lezzetiyle çocukluğumda annemin elinden yediğimi aratmıyor. Damla Sakızlı Muhallebi’de damla sakızının o kendine özgü tadını alıyorsunuz. Pakmaya Keşkül deyince mis gibi bademi hissediyorsunuz. Pakmaya Sütlaç kıvamıyla, lezzetiyle on numara...
Ramazan'da geleneksel lezzetler daha bir rağbet görür. Gözler sofralarda bizden tatlar arar. Pakmaya Türk Tatlılarını mutfağınızdan eksik etmeyin: Yaz sıcağında herkese iyi gelecek serin ve hafif lezzetleri kolayca, hızla, keyifle hazırlayın.
Bitmedi; Pakmaya pratik tarifleriyle de lezzet yardımcınız olacak: www.mutfaginyildizi.com’da birbirinden güzel tarifler var: Beni sorarsanız www.mutfaginyildizi.com’a bakmadan mutfağa girmiyorum.
En son Böğürtlenli ve Çikolata Parçacıklı Sütlaç yaptım, çok da iyi sonuç aldım... Ramazanda iftar sofralarımı hangi lezzetlerle süsleyeceğim, bayramda misafirlerime hangi güzellikleri sunacağım diye düşünüyorsanız tereddüt etmeyin: Pakmaya, zengin ürün çeşitleri ve www.mutfaginyildizi.com’daki tarifleriyle yardımcınız olacak.
Sevgili dostlar... Siz de Pakmaya ile "Mutfağın Yıldızı" olun; Pakmaya kalitesi, çeşitleriyle aile üyeleriniz, sevdiklerinizden bol bol "eline sağlık" teşekkürü alın!



Bir boomads advertorial içeriğidir.

15 Haziran 2015 Pazartesi

Tamek Armudun Suyunu Çıkarttı!

Türkiye’de bir ilk! Sevilen içecek markası Tamek, ürünlerine yepyeni bir çeşit daha kattı: Tamek Armut Meyveli İçecek.
Tamek Armut Meyveli İçecek gün içinde canınız keyifli bir atıştırmalık istediğinde içebileceğiniz güzel bir alternatif. İçtiğinizde gerçek armut yemişsiniz hissi uyandırıyor ve serinletiyor.
Yeni ürünleriyle  tüketicisini şaşırtmayı seven Tamek, armuda hak ettiği değeri vererek eğlenceli bir reklam filmi ile karşımıza çıkıyor. Filmde, armutların meyve suyu olma hikayesi mizahi bir dille anlatılıyor.
Şimdi artık Armut da Tamek’se koy sepete!


Bir boomads advertorial içeriğidir.

28 Mayıs 2015 Perşembe

BİLİM-KURGU - EDEBİYAT DÜNYASININ ÜVEY EVLADI

 


Edebiyat dünyasının iki üvey evladı var. Polisiye ve bilim-kurgu. Nedense akla hemen ucuz çizgi romanlar, beden kahramanlarının duygusuz aksiyonları, uzaylı istilaları gelir. Halbuki biraz daha yakından incelense bilim-kurgunun içerdiği yüksek yaratıcılık, hayal gücü, insan davranışları en az bir edebi eserin içeriği kadar hatta bazen fazlası. İyi bir bilim-kurgu bugünün sorunlarını geleceğe taşıyarak çözüm arar. İçinde ince bir dilden fazlası vardır. Edebi eserlerde kahramanların kader rüzgarlarında savrulması ve direnişleri dile getirilirken bilim-kurgu bunu bir adım ileriye taşır. İnsan sorumluluğunu, yaratıcılığının bedellerini, teknolojinin ağırlığında değişen insan davranışlarını inceler. Hem sosyolojik hem de teknolojik hayaller içerir. Bugünün şartlarında sadece düş olarak kabul edilenlerin gelecekte hayatımızı nasıl yönlendireceğini araştırır, sorular sorar, yanıtlar verir. Bunu yaparken de iki farklı yaklaşım kullanır. Bugün var olan bir bilimsel sorunun gelecekte ulaşabileceği sınırları ve yaratacağı problemleri incelemek -ki buna projeksiyon denir-, ya da gelecekte gerçekleşecek bir buluşun topluma, kurallarına, ahlaki yaklaşımlarına ve insan davranışlarındaki değişimine getireceği farklılıkları incelemek -spekülasyon-. Bu iki ana soru alt başlık ve konulara ayrılarak daha detaylandırılabilir. Ama burada amacım bilim-kurguyu yapısal analiz etmek değil, içerik olarak neden edebi görülmesi gerektiğini tartışmak.
     Edebiyat eserleri insan davranışlarını konu alırlar. Yazarlar çatışmalar yaratır, hayali düşmanlar üretir, kahramanlarını karar almaya zorlarlar. Her karar anı bir zirvedir ve bize kahramanımızın gerçek kişiliğine inmemizi sağlayan bir merdivendir. Zor şartlar altında verilmesi gereken her karar, kahramanımızın maskesini bir parça daha düşürür. O yüzden edebiyat güzel kelimelerin sayfalarda dans ettiği metinler değil, yoğun psikolojik baskıların yarattığı kararların ve karşılığında ödenen bedellerin geçit törenidir. Bilim-kurgu işte tam da bu nedenle edebiyata aittir. En çok kararın alındığı, belki de en yüksek bedellerin ödendiği türdür. Bazen tüm bir gezegenin kaybına, bazen bir ırkın yok olmasına, bir inancın kökten değişimine yol açan kararlar, kişisel değil ama toplumsal bedeller ödetir. Demek ki bilim-kurgu kişisellikten uzak, toplumsal değişimleri konu alan çok daha sosyolojik metinlerdir.
       Biz (Zamyatin) totaliter toplum yapısını en iyi anlatan ,Cesur Yeni Dünya (Aldous Huxley), , 1984 (George Orwel) gibi kült kitaplara ilham kaynağı olan eserdir. Topluma karşı bireyin karşı çıkışı konu alınır. Günümüzde sürekli vurgulanan toplum refahı kavramını bireyciliğin üstünde tutmanın getirebileceği son noktayı anlatır. Birey ne zaman kendinden vazgeçer?

Ama sadece gözüne bir şey kaçan göz, parçalanmış parmak ve ağrıyan diş kendini hisseder ve bireyselliğini kavrar. Sağlıklı göz, parmak ve diş adeta yoktur. Kişisel bilincin sadece bir hastalık olduğu apaçık ortada değil mi?[1]
Fahrenheit 451 ( Ray Bradbury) gelecekte değişen değerlerin yarattığı bir toplumu anlatır. Yine toplum bireyin üstündedir. Bunu yapmak için Cesur Yeni Dünya'da kullanılan aileyi yok edip fabrikalarda şartlandırmalarla döllenip büyütülen, genleriyle oynanarak toplumsal sınıflara ayrılan kişilerden bahsetmez. Bu kadar teknolojik olmaya gerek yoktur. Sadece medya ve eğitim ile de aynı sessiz topluluk yaratılabilir. Bradbury, amaçları ellerinden alınmış, kelimelerinin içi boşaltılmış dile sahip, okuması yasaklanan bireylerin zaten kalabalığın gücüne sığınacaklarını bilir. Bu sessiz kalabalığı ise ancak bir diktatör yönetir.
.Şanslıyız ki onun gibi acayip kişiler çok sık olmuyor. Onların birçoğunu geç olmadan, daha tomurcukken nasıl ayıklayacağımızı biliyoruz. Bir evi çivisiz ve ahşapsız inşa edemezsin. Eğer bir evin yapılmasını istemiyorsan, ahşap ve çivileri sakla. Eğer politik bakımdan mutsuz bir adam istemiyorsan, kaygılandıracak bir soruda ona iki bakış açısı verme, birini ver. Daha da iyisi hiç verme. Bırak savaş gibi bir şeyin var olduğunu unutsun. Eğer devlet yetersizse, havaleliyse ve vergi delisiyse, insanların devlet üzerine endişelenmesindense bırak böyle olsun. Huzur, Montag. Onlara yarışmalar düzenle, en popüler şarkıların sözlerini veya İowa'da geçen yıl ne kadar mısır yetiştirildiğini bilerek kazansınlar. Onları patlamalarına neden olmayacak bilgilerle doldur, öyle lanet olası 'olaylarla' tıka basa yap ki; kendilerini gerçekten zeki zannetsinler. Sonra düşündüklerini hissedecekler, hiç kımıldamadan hareket ettikleri hissine kapılacaklar ve mutlu olacaklar, çünkü bu tür olaylar değişmez. Olayların bağlantılarını kurmak için onlara felsefe veya sosyoloji gibi kaypak şeyler verme. O zaman melankolik olurlar.[2]
              Bu kadar ciddi bir felsefe, günümüz toplumunu anlamamızı sağlayacak geçmişten gelen bir bilgelik nasıl olur da edebiyatta üvey evlat olur? Ben diyorum ki siz okurlar kimsenin sınıflandırmalarına kulak asmayın. Kendi kararlarınızı verin, kulaktan dolma bilgilerle değil araştırarak sonuca ulaşın. Okuma listelerinize mutlaka bilim-kurguyu ekleyin. Teknolojik hayaller kurmak bir toplumu sadece daha yaratıcı yapmaz, daha vizyoner kılar. Belki de miyopluktan kurtulmak gelişmek için bir toplumun yapması gereken yegane şeydir, kim bilir?
Herkese iyi okumalar!

 

[1] Biz, Yevgeni Zamyatin, İthaki Yayınları : 134
[2] Ray Bradbury, Fahrenheit 451, İthaki yayınevi, s:98-99
 
 

 
 

 


27 Nisan 2015 Pazartesi

Soma’daki “Toplumsal Dönüşüm Projesi” Onlarla Hayat Buldu!

Soma İçin Bir Olduk:  Hepsi bizim yakınımızdı ki…
Allianz Türkiye, sivil toplum örgütleriyle el ele vererek, bölgede etkilenen vatandaşlara ulaşabilmek, onların yaralarını sarmak ve yeni başlangıçlarını desteklemek için Soma’daydı. Soma’da 2014’te gerçekleşen ve ulusumuzu derinden sarsan maden faciasının ardından, Afetlerde Psikososyal Hizmetler Birliği (APHB) ve Bilim Kahramanları Derneği (BKD) ile işbirliği yapılarak “Allianz SomaDA”yı (Soma Dayanışma Ağı) geliştirdi.

Ertesi gün çocukların hiçbiri okula gelmedi...
13 Mayıs 2014, Çarşamba… Kömür madenleriyle bilinen Soma kasabasında meydana gelen elim facianın ertesi günü… Soma’da görev yapan öğretmenler “o gün bizim için çok zor başladı, çocuklarımızın hiçbiri okula gelmedi” diye anlatıyor. Öğretmen Emel Abadan “Öğretmenler odasında sürekli haberleri izliyorduk ve herkes ağlıyordu” diyor. Öğretmen Mustafa Sabur: “Çocuklar okula döndüğünde onlara ne söylerim diye içi içimi yiyordu. Derken bir gün Bilim Kahramanları Derneği’nden geldiler ve etkilenen çocuklar için bir projeleri olduğunu söylediler.”
Allianz SomaDA”yı kapsamında, BKD ile yapılan işbirliği sayesinde, Soma çevresinde, olaydan etkilenen 6 ilçedeki 16 okulun, Bilim Kahramanları Buluşuyor turnuvasına katılımı sağladı. 34 gönüllü öğretmen, 150’ye yakın öğrencinin oluşturduğu 17 farklı Allianz SomaDA takımını 4 ay boyunca turnuvaya hazırladı. Bu yolla, öğrencilerin normal hayata dönüşü desteklenirken, psikososyal ve kişisel gelişimlerine de katkı sağlanması amaçlandı.
Allianz SomaDA”nın bir ayağı da faciadan etkilenen ailelerin çoğunlukta olduğu Dursunbey’deydi. APHB ile yapılan işbirliği sayesinde, Dursunbey’de bir psikososyal destek merkezi açıldı. Çocuklara, yetişkinlere ve gruplara yönelik üç görüşme odası bulunan Dursunbey Psikososyal Destek Merkezi’nin hizmetleri, merkeze uzak bölgelere de ulaştırıldı.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

8 Nisan 2015 Çarşamba

KÜÇÜK YAZARIN EL KİTABI- ÇOCUKLAR İÇİN ÖYKÜ YAZIM TEKNİKLERİ

           Sonunda ilk kitabım çıktı. Küçük Yazarın El Kitabı. Yılların yazma ve okuma birikimiyle öğretmenlik tecrübemi bir araya getirebildiğim kılavuz kitap. Aslında amacım kitap yazmak değildi, daha çok ders notlarımı düzenlemek, egzersizlerimi ve örneklerimi derli toplu sıraya sokmaktı. Böylece elimde bir sürü kitap, kağıt ve bilgisayar taşımayacak, her sınıfa standart bilgi aktarabilecektim. Çünkü bazen konu sizi alıp götürür, birden kendinizi Aziz Nesin'in bir hikayesini çocuklara okur bulursunuz. Diğer sınıfta okumadığınız için suçluluk duyar, onu da müfredata eklersiniz. Bunun da sonu yoktur. Halbuki derlenmiş bir kitaptan gitmek hem beni hem de çocukları konuda tutar. İşte kitap bu şekilde ortaya çıktı. Biraz fazla detaya girince yazar arkadaşlarımın çabalarıyla bir yayıneviyle görüşmeye ikna oldum. Çünkü ortaya çıkan şey ders notlarından daha iyi bir ürün olmuştu. Esen Yayıncılık bunu fark eden ilk yayınevi olarak basımı üstlendi ve beş aylık bir çalışmanın sonunda piyasaya çıktı Küçük Yazarın El Kitabı.

Neler var kitabımda? Öncelikle ilkokul 4-ortaokul 8. sınıflar arası 10-14 yaş aralığına hitap ediyor. Yaratıcı yazarlık tekniklerini 5N1K sırası ile veriyor, tanınmış filmlerden örneklerle konuyu pekiştiriyor ve egzersizlerle çocukların kendi başlarına yaratım sürecine girmelerini sağlıyor. Sınırlı yazım teknikleriyle çocukların daha çok yazması teşvik ediliyor. Sınıflarımda kullandığım bir çok egzersiz ve tekniği bu kitapta verdim. Çocukların yazma keyfini artıran, kalitesini yükselten egzersizler olduğunu derslerimde gördüm. Kendi atölyemde kullanmadığım hiç bir bilgi ve tekniği kitaba koymadım. Ama kitaba koyamadığım daha nice örnek, egzersiz ve bilgi var, orası ayrı. Bu kitapla çocukların kendi öykülerini yazabilecek kadar teknik öğretmeyi amaçladım, umarım başarmışımdır. Çünkü aynı bilgilerle atölyemde öğrencilerim harika işlere imza atıyorlar.

Sonuçta bu kitap bir öykü yazma kılavuzudur. Çocukların hayal güçlerini kullanarak derli toplu bir hikaye yaratmalarına yardımcı olur. Daha nitelikli okumalar yapmalarına önderlik eder. Bir çok arkadaşım sadece çocukları için değil, kendileri için aldılar kitabı. Bir başlangıç yapmak istediklerini söylediler. Neden olmasın, 10 yaşında bir çocuğa bile öykü yazdırabiliyorsak siz neden yazmayasınız?

Kitaptan kısa bir giriş vererek yazımı bitireyim:

"Öykü yazmak tıpkı giyinmek gibi belli bir sıra ister. Önce çorabınızı sonra ayakkabınızı giyersiniz, fanilanızı kazağınızın üzerine giyemezsiniz. Öyküde de anlaşılır olmak için bir düzene ihtiyaç vardır. Karakteri yaratmadan macerayı kuramazsınız, çatışmayı yaratmadan neden-sonuç ilişkisini veremezsiniz O yüzden sırayla gitmek size en başından itibaren kolayca yaratma, mantık ilişkilerini kurabilme olanağını verir.  
            Önce karakter yaratmakla başlayın. Kahramanınız ve yardımcıları ortaya çıktıkça düşmanlar da belirmeye başlar. Sırada çatışma var, düşmanla beraber artık savaşın ya da anlaşmazlığın sebepleri oluşur. Son olarak da tüm bunları ayakta tutacak bir iskelete ihtiyacımız var. Kurgu ya da olay örgüsü işte tam da bize bunu sağlayacak." Küçük Yazarın El Kitabı
(Atölye ve okul eğitimlerimle ile ilgili detaylı bilgi için http://www.zumrutbiyiklioglu.com/)
Merakettiklerin.com

MUHTEŞEM ANTAGONİST MR. FLETCHER

Tüm kurmaca metin yazarları çok iyi bilirler ki yarattıkları kahramanı orta ya çıkaracak olan düşmanıdır. Çünkü protagonistin gerçekte kim olduğunu gösteren, sıradan hayatında takındığı maskeyi düşüren, zor kararlar vermesini sağlayan kişidir o. Kurmaca metinde antagonistin anlamı tam da budur, kahramanın savaştığı, çatışırken de kendini bulup geliştirdiği zıt karakter. Karakterlerin kahraman olmak için yenecekleri bir düşmana ihtiyaçları vardır, kazanılan savaş yoksa zafer de yoktur ve kahramanlar zaferlerinden var olurlar. Demek ki antagonist yenilmesi gereken bir korku, aşılması gereken bir engel, belki de keşfedilip kabullenilmesi gereken bir yetenektir. Whiplash'i seyrederken Mr. Fletcher'a belki de defalarca kere hayran olmamın sebebi de bunlardı. Son derece başarılı yaratılmış, bipolar kişilik bozukluğu olması muhtemel, tutkulu, hırslı, kindar ve yetenekli Mr. Fletcher belki de son dönemlerde izlediğim en başarılı antagonist. Hayran olunan öğretmenden korkulan orkestra şefine, beğenisinin kazanılmaya çalışıldığı müzisyenden nefret edilen insana uzanan bir çizgide ilerler Fletcher kahramanın gözünde. Aynı anda ne çok şeydir Fletcher. Ve kahramanı nerden nereye taşır. Kurmaca metninizde antagonistiniz ne kadar iyiyse öykünüz o kadar sağlam, kahramanınızın gelişimi o kadar inandırıcı olur. Korkak, kendine güvensiz bir çocuktan cesur bir caz bateristi çıkaracak olan antagonistin de çok iyi kurgulanmış olması gerekir. Üstelik bunu yaparken duyguları hayranlıktan korkuya, öfkeden nefrete, sevgiden saygıya değiştirebiliyorsanız iyi bir iş çıkarmışsınız demektir.
Genç baterist ile Flatcher arasındaki ilişki büyük bir hayranlıkla başlar. Fletcher muhteşem biridir ve tüm öğrenciler onun tarafından keşfedilmeyi arzular. Orkestrası bir numaradır, sadece efsane olacaklar yer edinebilir. O yüzden Andrew orkestraya seçildiğinde ayakları yerden kesilir, kendini neredeyse Fletcher'a adar. Paydosu olmayan çalışmalar, parçalanmış eller, kaybedilmiş sevgililer düşüşün başlangıcıdır. Çünkü bu adanmışlık takdir görülmeyip daha da zorlamaya gidince Andrew'da öfkeye sebep olur. Ne yaparsa yapsın hep daha fazlasını istemiştir Fletcher ondan. Ve normal olarak takdirsiz bir zorlama öfkeye sebep olur. Bunun sınırı nerededir, birini ne kadar zorlayabilirsiniz? Efsaneysen asla pes etmezsin ama sıradansan kaçar gidersin. Fletcher'ın sınırı budur işte, ya efsane olmak için kal ya da çek git. Sıradan bir müzisyen olmanın anlamı yok. Fletcher sınır uçlardadır ya hep, ya hiç. İşte o yüzden de muhteşem bir antagonisttir. Kahramanın hayatta kalmak için tek şansı "hep" olmaktır. Bundan daha güzel gelişim sebebi olabilir mi? Hele içine bir de intikam kattınız mı, ki son sahne intikamdan başlayıp saygıya uzanan bir süreçtir, tadından yenmez.
İşte benim Whiplash'im, işte benim antagonistim. Belki de bir kez de bu gözle seyretmek gerek, antagoniste hakkını vererek. İyi-kötü gibi basit bir ayrımdan amaca giden her yol mubahtır diyene saygı duyma gelişimini göstererek. İyi seyirler!


12 Şubat 2015 Perşembe

Çocuklar İçin PlayStation Oyunları -4


           Artık yeni bir oyun konsolumuz var; Playstation 4! Teknik özelliklerine, ps3ten farkına, oyuna kattıklarına hiç girmeden-çünkü bunlar için oldukça geç kaldım, tüm oyun sitelerinde yazılıp çizildi, tartışıldı-çocuklara zararlı olmadığını düşündüğüm oyunları inceleyeceğim. Bu arada ps3ten de asla vazgeçmeyeceğim. İsterseniz öncelikle ps3ün keyifli çocuk oyunlarına bir bakalım:
video
1. Little Big Planet- Karting: Çılgın araba yarışlarına hoş geldiniz. Farklı pistler, LBP özgü kendin yarat seçenekleriyle sayısız kombinasyonda araç seçenekleri, çoklu oyuncu deneyimi ile harika bir oyun. Diğer LBPlerden farklı olarak bilmece çözmek yok, sadece hız ve verilen bonuslarla rakipleri eleme var!






2. Little Big Planet 3: Yeni çılgın arkadaşlarıyla Sackboy geri döndü. Hem ps3 hem de ps4 seçenekleriyle içinizi ısıtacak bir oyun. Zaten artık LBP nedir, neden sevilir gayet iyi biliyoruz. Daha üzerine ne konuşuyoruz? Alıp oynayalım hemen!

https://www.youtube.com/watch?v=ymCDdrMKPrY

videoLBP kendi mekanınızı ve oyununuzu yaratmak için ortam sağlar. Yaratırsınız, ve sosyal medyasında paylaşırsınız. Ve artık o bölüm herkes tarafından oynanır. Sadece oynamak değil, yaratmak ve paylaşmak istiyorsanız LBP en uygun seçenek. Gerçi bir çok oyun da buna benzer eklentiler yaptı (infamous2 gibi) ama galiba en başarılısı LBP!

the cave ps3 ile ilgili görsel sonucu
The Cave yine eğlenceli ve bulmacalı bir oyun. Çoklu oyuncu seçeneği ya da online özelliği yok ama oldukça keyifli. İki kez oynadığım düşünülürse sınavı geçmiş demektir. Singstar ps4 için çıkardı. Bu oyunla karaoke yapabiliyorsunuz. Aile ve dost toplantılarında oldukça neşeli anlar yaşatıyor. Biz bir yılbaşı gecesini Singstar ile geçirmiştik ve çok eğlenmiştik.



Gelelim son bombaya! Ey ebeveyn, madem almışsın evine bu güzel aleti, bu yazıyı okuduğuna göre de meraklısın azıcık, neden kendine bir güzellik yapıp, gelmiş geçmiş en iyi oyunlardan biriyle tanışmıyorsun? Hep çocuğa hep çocuğa! Hiç bize yok mu? Olmaz mı.... İşte Uncharted serisi. Kadın-erkek milyonlarca hayranını 2007den beri konsol başına kilitleyen, ödüle doymayan serinin dördüncüsü ps4te çıkıyor. Modern Indiana Jones diyebileceğimiz Naten Drake ve arkadaşlarının maceralarını sadece oynamakla kalmayacak film gibi izleyip, içinde yaşayacaksınız. Serinin ilk üç oyunu ps3te olmakla birlikte, ps4 için tekrar düzenlenecekler ve yeni serverla online olacaklar. Bu da tekrar UC çılgınlığı yaratacak demek. Şayet elinizde ps3 varsa, hazır şu anda ucuzlamışken neden bu serinin ilk üç oyununu hafta sonunda kendinize hediye etmiyorsunuz? Unutmadan söyleyeyim UC2 Among The thieft ilk bölümünde İstanbul-Topkapı sarayını canlandırmış. Muhafızları Türkçe konuşurken duyduğunuzda şaşırmayın!

video




Son olarak Türkçe demişken Puppeteer'ı unutmamak gerek. Türkçe olarak satışa sunulan bu oyun masallar anlatarak maceralara sürüklüyor oyuncularını. Çoklu oyuncu seçeneği var ama pek keyif vermiyor. Yine de oyun eğlenceli.
https://www.youtube.com/watch?v=4qlEhkhDxKg


İyi  oyunlar!!!